22 Ekim 2009 Perşembe

d smart

spiker ilk defa mı maç anlatıyor nedir daha önce hiç duymamışmı bu ştau bükreş adam ısrarla stava bükreş dedi
çok güzel bi kayış! güzel bi sıyrılış! kazımdan etkili bir vuruş gökhandan ters araya giriş memleketine gidip dönmeyiş bu cümlelerle maç anlattı
ekranın ortasında kocaman d smart yazısı alttan üstten çapraz kayan kayan yazılar
ben d smartta izliyorum maçı yani bütün uyarılara rağmen telif haklarını hiçe sayış yapmadan bana neden eziyet ediyosunuz
sonuç olarak iğrençti d smarta verdiğim paralar haram olsun işallah batarlar

21 Ekim 2009 Çarşamba

peki laptopu olmayanlar ne yapacak

tugay kerimoğlu'nu aslında bıraksalardı rahat bir şekil de;

-vodafon'u ingiltere'de bilmeyen yok ,
size ben bi anımı anlatayım, bir gün metrodayım, dallamanın biri almiş eline bilgisayarını, posta kutusunun üstüne koymuş böle bi şekil de internete bağlanıyor.
adama gittim " vayrılıss le kablonun olmadığı yerde internete nasıl bağlanıyon lan " dedim
adam hafiften tırsarak " vodafone ...sir" dedi.
nasil lan bunu bana biraz bi açıkla bakayım müdür" dedim.
"sadece bir modem sayesin de internete girip bütün işlemlerimi yapabiliyorum abi" dedi
haaa dedim.kafa yattı ya, böle bi hoşuma gitti, sonra insanlar bunu kafeterya da kullanıyor, otobüsler de kullanıyor, parklar da falan.
lan yedek kulübesin de bile gördüm mına koyyim.ferguson baglanıp duruyo ibne pornoya mı giriyordur nedir.
peki herşey tamam da ben şeyi anlamadım. bu mına kodumun yerinde laptopu olmayanlar ne yapacak !!!!!!!!!!!!!!

yedek kulubesinde bile gördüm

18 Ekim 2009 Pazar

ah be daum

fenerbahcemizin daha ilk yarı bitmeden farkı açıp oyunu garantileyeceği maçta hatta 2. yarıda 80.dakikaya kadar da deplasmanlarda yayılan rehavet virüsüne rağmen 3 puanı alabileceği maçta bekir irtegünü sırf gökhan gönül kart görmesin diye daha önce defalarca sağ kanatta saçmalamasına rağmen oyuna alıp hem 3 puanı hemde psikolojik üstünlüğümüzü bıraktın bunun adı da oyunu okuma oluyor
bir paragrafta bekire dostum tamam yedek kalıyosun fazla şans bulamıyosun ama sen antrenmanları bowling topuyla mı yapıyosun ceza sahası içinden dağa taşa orta yapılır mı son dakikada admın arkasına geçip 2 puan alıyosun güreşci misin bu toplam 10 dakika futbol oynayıp cellat gibi takımı katlettin. sen girene kadar kötü de oynasak pozisyon bulamasak ta idare ediyorduk kendi kendimize top çeviriyoduk 10 dakika daha takılırdık yani gökhan çıkıp yerine boliç ve devlerden 10 dakikalığına biri girse bukadar kötü olmazdı. lig tv'nin çekimlerinden göremedim ama muhtemelen son frikikte barajı bozan da bekirdir. böyle birşey nasıl oluyor anlamıyorum gs 17 yaşındaki çocuğu mecburiyetten oyuna alıyor çocuklar neler yapıyor maçı çeviriyor biz kaç yıldır süperligde oynayan tecrübeli kazık kadar adamı 10 dk oyuna alıyoruz elimizdeki maçı veriyoruz. bekir antepe geri dön hepimiz için en hayırlısı bu olur turkcell süper lig için lütfen!
ayrıca semihe de nöbet çok uzun geldi sanırım
artık haftaya gs maçında telafi edersiniz umarım. yenin galatasarayı bekir bile gözüme melek gibi gelir.
saygılar

16 Ekim 2009 Cuma

il codino divino:ilahi at kuyruğu

18 Şubat 1967 Vicenza yakınlarında küçük bir kasaba olan Caldogno'da doğan, 1990larda oynadığı dönemin en başarılı orta saha ve forvet oyuncularından bir kabul edilen İtalyan futbolcu Roberto Baggio Inter Milan, Juventus ve AC Milan gibi ülkesinin önde gelen kulüplerinde ve İtalya Milli Futbol Takımı'nda forma giydi.

Ailesi kalabalık bir ailedir 8 kardeşe sahip olan Roberto bu kadalabalıktan kaçmak için kendini futbola verir. Okuldan geri kalan tüm zamanını futbol sahasında geçiren küçük Baggio ilk kez 9 yaşında Caldogno kasabasının takımında futbola başlar. 14 yaşında Serie C1'de yer alan Vicenza'nın alt yapısına gelir. Kendini göstermeye başlayarak 16 yaşında genç milli takıma çağırılır. 18 yaşında Vicenza'da 29 maçta 12 gol atarak takımını Serie B'ye taşır. Sezon sonunda da Fiorentina'ya transfer olur.

Roberto Baggio'yu, Roberto Baggio yapan takım Mor Menekşeler'dir. İlk iki sezonda ayağı kırıldığı için sadece 5 maçta forma giyebilmiştir. Otobiyografisinde futbol oynayamadan geçirdiği bu döneminde felsefeye olan ilgisinin son derece arttığını söyleyecektir. 1987 yılında sakatlıktan çıktıktan sonra Fiorentina ile ilk golünü Napoli'ye atan Baggio üç sezonda 89 macta 38 gol atarak bütün İtalya'da artık kendini kanıtlar. Roberto Baggio'nun Budist olmasında çok büyük etkisi olan Soka Gakkai tarikatına üye olması da bu yıllara rastlar. Futbol gibi bir uğraş içinde bulunmasına rağmen felsefeye olan ilgisi onu bu tarikata çeker. 1989-1990 Sezonu'nda attıgı 19 gol ve Fiorentina ile Uefa Kupası yarı finali oynamasıyla artık dünyaca tanınan biri olur. 1990'a kadar Floransa için oynayan Baggio Fiorentinalı yöneticilerin zoru ile istemeyerek Juventus'a satılır. 19 milyon Dolar transfer ücreti ödenmesiyle dünyanın en pahalı oyuncusu ünvanına sahip olur. Fakat Floransa'da taraftarlar kıyameti koparırlar. Kulüp binası taşlanır yollarda protesto yürüyüşleri düzenlenir taraftarlar 3 gün boyunca Floransa'da terör estirir.

Baggio'nun kariyerinin en iyi üç sezonu Juve'deki ilk üç sezonudur. İlk sezonda 47 maçta 27 atararak lige damgasını vurur. 1992'de 21 gol atar ve Uefa Kupası'nı finalde attığı gol ile Torino'ya getirir. 1993'te hem Avrupa'da hem de dünyada yılın futbolcusu seçilir. İtalyanlar ona saçlarından ötürü 'Il Divin Codino' lakabını takarlar. Türkçe'ye "Kutsal (ilahi) Atkuyruk" olarak çevrilebilir. İlk kez 1988 yılında milli olur. 1990'da Dünya Kupası kadrosuna alındığında İtalya'nın basında Vicini vardır. Turnuvanın en güzel golü seçilen Çekoslovakya'ya attığı gol sonrası Arjantin'le eşleşen İtalya bu maçı Napoli şehrinde oynayacaktır. Çok büyük bir Napolili taraftar grubu eski oyuncuları ve onları şampiyon yapan efsane Maradona yüzünden maçta Arjantin'i destekleyecek ve tarihe damgasını vuran bu olaylar yaşanırken Baggio maça yedek başlayacaktır. Bu maçta ikinci yarı oyuna girer Baggio fakat maç penaltılara gider ve İtalya, Arjantin'e penaltılarda elenir. Baggio'yu ilk onbire almayarak çok eleştirilen Teknik Direktor Vicini gerekçe olarak Baggio'nun yorgunluğundan bahseder. O maç için Baggio ileride şöyle söyleyecektir; "Ne yorgunluğu? Daha 23 yaşındaydım ve çimleri yiyecek kadar futbola açtım". 1994 Dünya Kupası'nda Baggio yine formunun zirvesindedir. Tüm otoriteler tarafından beğenilmeyen, kötü oynayan İtalya'nın kritik gollerle ve yüksek performansı ile finale çıkmasında rolü büyüktür. Yarı final maçında sakatlanan Baggio için doktorlar final maçında Brezilya karşısında kesinlikle oynayamaz der. Fakat o sahaya çıkar. Penaltılara kalan maçta 3-2 yenik durumda iken penaltıyı üstten auta atar ve Brezilya dünya şampiyonu olur. Bu olayın yankıları uzun sürecektir. Brezilya'nın kupayı almasından çok Baggio'nun penaltıyı kaçırması tartışılır. Baggio dönemine o kadar damgasını vurmuştur ki herkes bir noktayı görmezden gelir. Baggio penaltıyı kaçırmasa ve bir sonraki penaltıyı Brezilya atsa yine Brezilya şampiyon olacaktı. Franco Baresi ve Daniele Massaro, Baggio'dan önce penaltı kaçıran iki İtalyan, Baggio kadar konuşulmaz.
Bir sezon daha Juve'de oynar ve şampiyonluk yaşar. Fakat sakatlığı bir türlü geçmediği için performans ve kondisyon olarak yeterli seviyede olmadığından sürekli yedektir. Ve tam bu aralar yeni bir yetenek yetişmeye başlamıştır; Alessandro Del Piero. Bir takımda iki maestronun olmayacağını bilen ve artık yaşı 30'a gelmiş Baggio genç Del Piero arkasında yedek kalmak istemediği için takımdan ayrılmak istediğini belli eder ve 1995 yılında Milan'a transfer olur. 1997'ye kadar Milan'da kariyerine devam eder, yine de beklenen yüksek standartları yakalayamaz. Yine cesur bir kararla daha küçük bir kulüp olan Bologna'ya transfer olur. İlk sezonunda 26 lig maçında 22 gol atararak küllerinden yeniden doğar. Baggio efsanesi kaldığı yerden devam etmektedir. Cesare Maldini, Baggio'yu, Fransa'daki 1998 Dünya Kupası için kadroda düşünmediğini açıklar. Hem halk hem ulusal basın bir bütün olarak kıyameti koparırlar. Baggio'yu benimsemiş ve bağrına basmış olan İtalyanlar Baggiosuz bir dünya kupası düşünülemeyeceği konusunda hemfikirdir. Baskılara dayanamayan Maldini Baggio'yu Fransa'ya götürür. Ve işte orada dünya bir kez daha Baggio'nun resitalini izleyecektir. Açılış maçında Şili'yle oynayan İtalya 2-1 yenik durumda iken penaltı kazanır. Maç boyunca iyi oynayan ve ilk golün asistini yapan Baggio topun başına geçer. Bütün dünyanın aklına 4 yıl önceki dünya kupası final maçı gelir. Baggio penaltı vuruşunu gole çevirerek bir nevi hem kendini hem de tüm futbolseverlerin içini rahatlatır. 3 dünya kupasında da gol atan ilk İtalyan olur. İleride çevirdiği bir reklam filminde Baggio'nun sözleri efsane olur; "94'te bir hata yaptım ve ülkem kaybetti. O penaltıyı 4 yıl boyunca her gün kaçırdım. 4 yıl sonra başka bir penaltıyı kullanmayı seçtim. İzleyen kaç insan o penaltıyı atacağıma inanıyordu hiçbir zaman bilemeyeceğim fakat önemli olan şu ki ben inanıyordum. Geçmişin hataları geleceğin tecrübeleridir. Yola devam."
Dünya Kupası dönüşü Inter'e transfer olan Baggio için Inter Başkanı Massimo Moratti "5 yıl gecikmiş bir transferi bugün gerçekleştirdik" açıklamasında bulunur. Moratti Baggio'yu o kadar çok sever ki teknik direktörler ile sorun yaşadığı için hem Marcelo Lippi'nin hem de Gigi Simoni'nin görevine son verilir. 2 sene boyunca yedek bekler ama aradığını bulamayınca da Brescia'nın yolunu tutar.

Brescia tarihinde hiç görülmemiş bir kalabalık "Tanrı Brescia‘da!" yazılı pankartlarla Baggio'yu bağırlarına basarlar. 4 sene Brescia'da oynayacak olan Baggio 95 macta 43 gol atacaktır. 2002'ye gelindiğinde Baggio bir kez daha dünya kupası için konuşulmaya başlanmıştır ki ağır bir sakatlık geçirir. Ve Brescia gibi ligin üst takımlarında oynamadığı ve sakatlığından yeni çkmıs olmasından ötürü dönemin milli takım patronu Trapattoni, Japonya'ya Baggio'yu götürmez. İtalya çeyrek finale gelemeden elenecek ve Trapattoni Baggio'yu almadığı için çok eleştirilecektir.
Baggio kariyerinin son yıllarında Brescia'da oynamaya devam eder ve 2004 yılında futbolu bırakma kararı alır. Son maçında Brescia, Milan'a 4-2 yenilir. O maçta sahadan çıkarken bütün stad onu ayakta alkışlar. Hem Milanlı hem Brescialı futbolcular adeta gözyaşları içindedir. Baggio gerçek bir Fiorentina taraftarıdır. Gönlünün her zaman Viola'da olduğunu söyler. Juventus'tayken Fiorentina ile karşılaşmalarında takımı penaltı kazanınca eski takımına penaltıyı atmayı istemez. Bir başka Juventuslu futbolcu penaltı atışını kullanır ve kaçırır. Bunun üzerine teknik direktörü çok sinirlenir ve bir kaç dakika sonra Baggio'yu oyundan alır. Fiorentinalı taraftarlar tarafından büyük bir tezahürat ile soyunma odasına giderken ona atılan bir Fiorentina atkısını boynuna takar.
Baggio, Fiorentina ile o kadar özdeşleşmiştir ki daha sonraki oynayacağı; Milan, Inter, Bologna gibi takımlar ile Floransa'daki maçlara boynuna Fiorentina kaşkolu ile çıkacaktır. Frikikleri top tekniği ve yaratıcı zekası ile futbola damgasını vurmuştur. Efendi kişiliğine rağmen dik kafalılığı ile haksızlığa gelememiş, inandıkları uğruna savaş vermiş bir insandır. Çalışkanlığı ve azmi ile örnek alınması gerekir. Michel Platini Baggio için "Ona ne 10 numara, ne de 9 numara diyebilirsiniz, o 9.5 numaralı oyuncu" demiştir.



OYNADIĞI TAKIMLAR
Vicenza (İtalya) 1982-1985
Fiorentina (İtalya) 1985-1990
Juventus (İtalya) 1990-1995
AC Milan (İtalya) 1995-1997
Bologna (İtalya) 1997-1998
Inter Milan (İtalya) 1998-2000
Brescia (İtalya) 2000-2004

KARİYER İSTATİSTİKLERİ
Vicenza 46 maç, 15 gol
Fiorentina 135 maç, 55 gol
Juventus 201 maç, 116 gol
AC Milan 67 maç, 19 gol
Bologna 33 maç, 23 gol
Inter Milan 62 maç, 18 gol
Brescia 100 maç, 46 gol
Toplam: 644 maç, 292 gol
MİLLİ TAKIM KARİYERİ
İtalya (1988-2004) 56 maç, 27 gol
BAŞARILARI
Juventus (UEFA Kupası 1993, İtalya Ligi 1995, İtalya Kupası 1995)
AC Milan (İtalya Ligi 1996)
İtalya Milli Takımı (FIFA Dünya Kupası ikinciliği 1994, FIFA Dünya Kupası üçüncülüğü 1990)
23 Yaşaltı Avrupa'da Yılın Futbolcusu Ödülü (1990)
Avrupa'da Yılın Futbolcusu Ödülü (1993)
Dünya'da Yılın Futbolcusu Ödülü (1993)
FIFA Dünya'da Yılın Futbolcusu Ödülü (1993)
Onze Mondial Avrupa'da Yılın Futbolcusu Ödülü (1993)
İtalya Yüzyılın Milli Takımı Seçimi (2000)
FIFA Tüm Zamanların Rüya Takımı Seçimi (2002)
Giuseppe Prisco Ödülü (2004)